
Sadece sıcak bir banyo değil…
Çoğu insan, tavan tipi ısıtıcıların sadece duştan çıktığınızda üşümemenizi sağlamak için olduğunu düşünür. Ancak aslında bu cihazlar nemle mücadele etmek içindir.
Banyolar için kızılötesi lambalar tasarlarken sadece güç değerlerine odaklanmıyoruz. Işığın duvarlara nasıl etki ettiğini de göz önünde bulunduruyoruz.
Duvarların neden nemli kalır?
Küf, nemli ve durgun ortamları sever. Eski tip ısıtıcıların sorunu ise sadece havayı ısıtmasıdır. Bu sıcak hava soğuk duvarlara çarpar ve buharlaşır; böylece küf sporları için mükemmel bir ortam oluşur.
Biz ise farklı bir yöntem kullanıyoruz. Kısa dalga boylu kızılötesi ışınlar kullanıyoruz. Bu ışınlar hava yerine doğrudan karolara ve aralıklara ulaşır ve odanın yüzeyini ısıtır. Duvarlar sıcak olduğunda su çok daha hızlı buharlaşır. Bu, ıslak bir havluya saç kurutma makinesiyle üflemek ile o havluyu ısıtılmış bir kurutucuya koymak arasındaki fark gibidir. Birincisi zahmetliyken, ikincisi işe yarar.
Sır, camda yatıyor…
Tüpler için yüksek saflıkta kuvars kullanıldığını fark edeceksiniz. Bunun bir nedeni var: Ucuz, kaplamalı camlar, derin ısı elde etmek için ihtiyaç duyduğumuz dalga boylarını engeller. Yanlış cam kullanırsanız sadece elektriği boşa harcamış olursunuz.
Ayrıca bu lambalarda halojen filamentler de bulunur. Bu sayede lambalar daha yüksek sıcaklıklarda çalışabilir ve neredeyse anında maksimum sıcaklığına ulaşır. Çoğu insan banyo ısıtıcılarını sadece birkaç dakika için açar; bu yüzden ısının hemen gelmesi gerekir, beş dakika sonra değil.
Dikkat edilmesi gereken birkaç nokta…
Bu lambalar çok fazla güç tüketir. Eğer bir tavanda birkaç adet 600W veya 1000W’lık lamba kullanacaksanız, mutlaka devre kesicilerinizi kontrol etmelisiniz. Isıtıcıyı açar açmaz ışıkların sönmemesi gerekir. Ayrıca bu lambalar oldukça sıcak olur. Tavan panellerinden en az 15 cm uzaklık bırakmalısınız. Kuru ve küfü olmayan bir banyo istiyorsunuz; yanmış bir tavan değil. Bu, temiz ve ferah bir banyo için küçük bir fedakarlıktır.